Geri Kabul Anlaşması Son Durum

Geri Kabul Anlaşması Son Durum

Geri Kabul Anlaşması Son Durum

Uzun bir süredir üzerinde çalışılan ve 1 Ekim 2014 tarihinde kabul edilen geri kabul anlaşması 1 Haziran 2016 tarihinde uygulamaya koyulmuştu. Anlaşma hala geçerliliğini korumakla birlikte gelinen noktada anlaşmanın uygulanabilmesi için Türk tarafının önemli gördüğü Türk Vatandaşlarına Schengen bölgesinde vize serbesti verilmesi işlemlerinin hala gerçekleştirilmemiş olmasıyla beraber, geri kabul anlaşmasının rafa kaldırılabileceği konuşuluyor. Anlaşma uyarınca 1 Haziran itibariyle anlaşmaya taraf olmayan İrlanda ve Danimarka dışındaki tüm AB ülkeleri, Türkiye topraklarından AB topraklarına kaçak giriş yaptığı tespit edilen göçmenleri Türkiye’ye geri gönderebilecek. Anlaşmanın Türk vatandaşı olmayan göçmenlerin Türkiye’ye iadesini ön gören son aşamasının 2017 tarihinde yürürlüğe girmesi bekleniyordu, ancak bu tarih AB ve Türkiye arasındaki yakın işbirliği nedeniyle öne çekildi.

AB – Türkiye arasındaki mülteci mutabakatı gereği, Mart 2016’dan beri Türkiye üzerinden Yunanistan’a kaçak geçiş yapan ve iltica başvurusunda bulunmayan sığınmacılar Türkiye’ye geri gönderilmeye başlanmıştı. Ancak bu iade işlemlerinin tamamı Türkiye ve Yunanistan arasındaki ikili mutabakata dayanmaktaydı.

Anlaşmanın üçüncü ülke vatandaşlarına ilişkin maddelerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye’nin vize muafiyeti sürecinde yerine getirmesi gereken kriterler konusunda bir adım daha atılmış olduğu AB komisyonu tarafından açıklanmıştır. Türkiye tarafı vize muafiyetini geri kabul anlaşmasıyla ayrı düşünülemeyeceğini ısrarla belirtirken, AB vize muafiyetinin başlayabilmesi için Türkiye’den 72 maddeyi yerine getirmesini talep ediyor. 72 maddeden 67 tanesi Türkiye tarafından sağlanırken, geriye kalan 5 kriterin sağlanmasıyla birlikte Türk vatandaşlarına Schengen bölgesinde vize serbestisi uygulamasının başlatılacağı ısrarla vurgulanıyor.

Bu doğrultuda Türk tarafının yaptığı açıklamalar özellikle AB tarafından istenen kriterler arasında bulunan Terörle mücadele yasasındaki değişikliğin bu süreçte gerçekleştirilemeyeceği yönünde.

Türkiye – AB Arasında İmzalanan Geri Kabul Anlaşması Neleri İçermektedir?

Geri kabul anlaşmaları genel mana da bir ülkede ya da sınırları netleştirilmiş bir grup ülkede yasadışı yollardan bulunan kişilerin anlaşma sağlanmış kaynak ülkeye veya bu kişilerin son transit yaptıkları ülkelere geri gönderilmesini düzenlemektedir. Türkiye ile AB arasında imzalanan geri kabul anlaşması karşılıklılık temeline dayanan, Türkiye’de ya da AB’ye üye olan ülkelerden bir tanesinde ülkeye giriş, ülkede bulunma ya da ikamet etme koşullarını sağlamamış olan veya sağlayamayacak duruma düşen kişilerin anlaşma şartları uyarınca ilgili ülkeye geri gönderilmesini amaçlar. Bu çerçeve içerisinde,

  • Yasa dışı yollarla AB ülkelerine gitmiş olan ya da bu ülkelerde bulundukları esnada yasadışı duruma düşmüş, örneğin vize süresi gecikmeye girmiş olan Türk vatandaşları ile Türkiye üzerinden anlaşmaya taraf olan diğer ülkeler veya ülke grubuna geçiş yapmış olan üçüncü ülkelerin vatandaşlarının anlaşma kuralları uygulanarak Türkiye’ye geri alınması,
  • Yasa dışı yollarla AB ülkeleri üzerinden Türkiye’ye gelen ya da Türkiye’de bulundukları esnada yasadışı duruma düşen AB üyesi ülkeler ve üçüncü ülke vatandaşlarının anlaşmada belirtilen şartlar çerçevesinde ilgili AB ülkesine iade edilmesini düzenlemektedir.

Türkiye – AB geri kabul anlaşmasında tarafların üçüncü ülke vatandaşlarını anlaşmanın yürürlüğe girme tarihinden 3 yıl süresi sonunda kabul etmeye başlamaları öngörülerek hazırlanmıştır. Bu durumda Türkiye, ülkesi üzerinden AB ülkelerine yasa dışı yollarla gitmiş olan üçüncü ülkelerin vatandaşlarını anlaşma yürürlüğe koyulduktan 3 yıl sonra geri almaya başlayacaktır. Bu madde öne çekilerek 1 Haziran 2016 itibariyle üçüncü ülke vatandaşlarının geri kabul işlemleri başlatılmıştır.

Türkiye ve AB Arasında İmzalanan Geri Kabul Anlaşması Tüm AB Ülkelerinde Geçerli Mi?

Türkiye ve AB arasında imzalanmış olan geri kabul anlaşması tüm Avrupa Birliği ülkelerini kapsamamaktadır. İrlanda, Birleşik Krallık (İngiltere) ve Danimarka’nın durumu farklılık göstermektedir. İngiltere ve İrlanda AB ülkeleri arasında Özgürlük, Adalet Alanı ve Güvenlik bakımından farklı kurallara tabii olduklarından AB vize politikası ve imzalanan geri kabul anlaşması bu iki ülkeyi bağlamamaktadır. Danimarka ise Schengen ülkesi olması nedeniyle vize muafiyeti anlaşması bu ülkeyi bağlamakta, ancak Danimarka’nın Schengen sistemine karşı koymuş olduğu çekince nedeniyle geri kabul anlaşması bu ülkeye uygulanmayacaktır. Bu sebeple geri kabul anlaşmasında Türkiye ve Danimarka arasında farklı bir geri kabul anlaşması imzalanması öngörülmektedir.

Geri Kabul Anlaşmasının Yürürlüğe Girme Tarihi Nedir?

Geri kabul anlaşmasının anlaşma uyarınca yürürlüğe alınma tarihi, her iki taraf içinde kendi usullerine uygun olarak onaylanmasının ardından gerçekleşecektir. Türkiye tarafı için anlaşmanın TBMM tarafından onaylanması ve resmi gazetede yayınlanması gerekmektedir. Her iki taraf da gerekli usullerin tamamlandığını birbirlerine bildirdikleri tarihi takip edecek olan ikinci ayın birinci günü anlaşma yürürlüğe girmiş olacaktır. Geri kabul anlaşmasının 4. Ve 6. Maddelerinde yer alan üçüncü ülke vatandaşlarının kabul edilmesi genel itibariyle anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl sonra uygulamaya koyulacaktır. Ancak Türkiye ile ikili anlaşma imzalayan AB ülkeleri için üçüncü ülke vatandaşları ve vatansız kişilerin iade edilmelerinde 3 yıllık sürenin geçmesi beklenmeyecek ve bu kişilerin iade edilmeleri süreci geri kabul anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle beraber başlayacaktır. Tarafların bir diğerinin ülkesinde bulunan düzensiz göçmen statüsünde bulunan vatandaşları açısından ise anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarih geçerli kabul edilecektir. Buradaki en önemli husus ise bu pozisyonda bulunan bir Türk vatandaşı konuyu yargıya taşımış ise AB tarafı ilgili vatandaşı yargı süreci tamamlanana kadar iade edemeyeceğidir.

Üçüncü Ülke Vatandaşlarının Türkiye’ye Kabulü Nasıl Sağlanacaktır?

Geri kabul anlaşmasının üçüncü ülke vatandaşları açısından uygulamaya alınmasının ardından Türkiye üzerinden geçiş yaparak AB ülkelerine giden düzensiz göçmenlerin Türkiye’den AB üyesi ülkelere geçtiği anlaşmada belirtilmekte olan yöntemlerle belgelendiğinde ve bu belgeler Türkiye tarafından değerlendirilip kabul edilmesi ile beraber Türkiye’ye iade edilmeleri söz konusu olabilecektir. Türkiye tarafının AB’nin geri kabul başvurusunu reddetmesi durumunda ilgili göçmenin Türkiye’ye iadesi gerçekleşmeyecektir. Bunun yanında Türkiye ile AB arasında imzalanmış olan geri kabul anlaşmasının 7. Maddesine göre anlaşmaya taraf olan ülkeler üçüncü ülke vatandaşının kendi ülkesine iade edilebilmesi için her türlü çabayı sarf edeceklerdir. Bu hükmün istisnasını yalnızca sınır bölgesinde yakalananlar oluşturmaktadır. Sınır bölgesinde yakalanmış olan göçmenlere çabuklaştırılmış yöntem uygulanarak 3 gün süresi içerisinde yakalayan taraf geri kabul başvurusunda bulunabilecektir. Bu yöntemin uygulandığı durumlar söz konusu olduğunda AB’nin geri kabul anlaşması imzaladığı ülkelerin vatandaşları Türkiye’ye değil direkt kendi ülkelerine iade edileceklerdir.

AB Ülkelerinde Bulunan Türk Vatandaşlarının Durumu Ne Olacaktır?

Türkiye ve Ab arasında imzalanan geri kabul anlaşması AB ülkelerinde yasal olarak ikamet etmekte olan hiçbir Türk vatandaşını etkilemeyecektir. Bir başka değişle bu anlaşma bulundukları AB ülkesinde yasal olarak ikamet etmekte olan veya çalışma izniyle çalışan Türk vatandaşlarını ilgilendirmemektedir. Anlaşma AB ülkelerinde düzensiz göçmen konumunda bulunan Türk vatandaşları için geçerli olacaktır. Esas itibariyle Türkiye anayasasının 23. Maddesinde belirtilen Türk vatandaşının yurda girme hakkından yoksun bırakılamayacağı maddesi geçerlidir. Yani, geri kabul anlaşması öncesinde uygulandığı gibi geri kabul anlaşması sonrasında da AB ülkelerine yasa dışı yollarla giriş yapmış olan ya da AB ülkelerinde ikamet halindeyken herhangi bir sebeple düzensiz göçmen statüsüne geçmiş olan Türk vatandaşlarının Türkiye’ye iadeleri mümkündür. Burada ifade edilmesi gereken en önemli husus ise bu duruma düşmüş olan bir Türk vatandaşının konuyu yargıya taşıması halinde AB’nin bu vatandaşı yargı süreci sonuçlanana kadar iade etmesinin mümkün olmamasıdır. Bu durum anlaşmayla birlikte garanti altına alınmıştır.

Türkiye AB Ülkelerinin Geri İade Etmek İstediği Tüm Üçüncü Ülke Vatandaşlarını Almak Zorunda Mı?

Anlaşma şartları gereğince Türkiye üzerinden AB ülkelerine geçiş yapan düzensiz göçmenlerin Türkiye’ye iadesi, Türkiye’nin bu kişilerin Türkiye üzerinden AB’ye geçiş yaptıklarının kabulü ile mümkün olmaktadır. Türkiye tarafının AB’den gelen geri kabul başvurusunu anlaşma şartlarında belirtilmiş olan koşul ve kurallara uygun olmadığı gerekçesiyle reddetmesi halinde ilgili göçmenin Türkiye’ye iadesi yapılamayacaktır. Bunun yanında Türkiye sınırlarından AB ülkelerine geçiş yapan düzensiz göçmenlerin sayısı Avrupa Sınır Dışı Opsiyonel İşbirliği Yönetimi Ajansının (FRONTEX) ve AB ülkelerinin aldığı önlemler sayesinde 2012 yılında ciddi oranda düşüş kaydederken 2015 – 2016 yılı itibariyle yeniden yükseliş trendine girmiştir. Forentex istatistiki verileri de bu durumu doğrulamaktadır. Bu istatistikler çerçevesinde 2011 yılında 57 bin civarında olan düzensiz göç rakamları 2012 yılında 37 bin civarına gerilemiş, 2016 yılında ise sadece bir ayda AB ülkelerine geçiş yapan göçmen sayısı 58 bin civarına yükselmiştir. Bu durumda geri kabul anlaşmasının belirlenen tarihten önce yürürlüğe konmasının nedenlerini açıklar niteliktedir.

Türkiye Coğrafi Sınırlarını Kaldırmak Zorunda Kalacak Mıdır?

Birleşmiş Milletler imzalanan Cenevre sözleşmesi kapsamında koyulan coğrafi sınırlar konusunda Türkiye, mülteci hukuku alanındaki temel sözleşme uyarınca Mültecilerin hukukipozisyonuna ilişkin 1951 tarihinde imzalanan Cenevre sözleşmesine ve bu sözleşmenin yine 1967 yılında imzalanan New York protokolüne taraftır. Türkiye devleti imzalanan Cenevre sözleşmesinde bulunan seçimlik hakkını kullanmak suretiyle coğrafi sınırlamayı kabul etmiştir. Bu doğrultuda Türkiye, ülkesine doğrudan gelen sığınmacılara mülteci statüsü vermemekte, ancak ülkesine giriş yapan bu kişilerin Uluslararası Göç Örgütü ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile iş birliği içerisinde üçüncü ülkelere yerleştirilebilmesi için gerekli olan çalışmaları yürütmektedir. Türkiye Cenevre anlaşması uyarınca konulmuş olan coğrafi sınırlamayı kaldırma aşamasının ancak AB üyeliğinin tamamlanmasıyla birlikte değerlendirilebileceğini bildirmiştir.

Geri Kabul Anlaşması Türkiye’deki Suriyelileri Etkiliyor Mu?

Türkiye ve AB arasında imzalanan geri kabul anlaşması, ülkemizde geçici olarak koruma altında bulunan ve 1951 yılında imzalanmış olan Cenevre anlaşmasına istinaden koymuş olduğu coğrafi sınırlama uyarınca mülteci olarak değil misafir olarak kabul ettiği Suriye vatandaşlarına herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Suriye vatandaşları içerisinden AB ülkelerine yasadışı yollardan geçiş yapanların geri iadeleri ise geri kabul anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte uygulamaya koyulmuştur.

Geri Kabul Anlaşmasının Türkiye’ye Mali Yükü Ne Boyuttadır?

Türkiye ve AB arasında imzalanan geri kabul anlaşması uyarınca iade edilecek olan düzensiz göçmenlerin tüm iade masrafları ilgili ülke tarafından karşılanacaktır. Türkiye üzerinden AB’ye geçtiği tespit edilen ve Türkiye’ye iadesi gerçekleşen düzensiz göçmenlerin geri gönderme merkezlerinde idari gözlem altında tutuldukları süre içerisinde barınma ve ülkelerine geri dönüşlerinin sağlanmasına ilişkin masrafları ise Türkiye karşılayacaktır. Türkiye ile Ab arasında imzalanan geri kabul anlaşmasından bağımsız olarak Türkiye’de yakalanmış ve ülkelerine geri gönderilmek üzere geri gönderme merkezlerinde tutulan düzensiz göçmenlerin masrafları da Türkiye tarafından karşılanacaktır. Bunula birlikte AB ülkelerinden Türkiye’ye iadesi gerçekleşecek olan düzensiz göçmenlerin yaratacağı mali yükler de göçmen sayısına paralel olarak değişkenlik gösterecektir. Bu mali yüklerin bir kısmı IPA (Katılım Öncesi Yardım Aracı) aracılığıyla gerçekleştirilmesi planlanan projelerle AB tarafından karşılanması söz konusu olacaktır. Bu konu hakkındaki görüşme ve hazırlıklar sürmekte, geri kabul anlaşması imzalanmadan önce başlayan IPA projesi çerçevesinde bitirilmesi ön görülen düzensiz göçmenler için geri gönderme merkezleri inşa edilmektedir. Mevcut programlar kapsamında 18 Mart zirvesinde konuyla ilgili görüşmeler yapılmış olup, belirli miktarlarda finansal destek sağlanacağı kararlaştırılmıştır.

Türkiye’nin Geri Kabul Anlaşmasının Uygulanması Noktasında Hukuki ve İdari Kapasitesi Nedir?

Türkiye göç ve uluslararası mevzuata ilişkin AB kanunları ve uluslararası standartlara uyumlu Yabancılar ve Uluslararası koruma kanununu 11 Nisan 2013 tarihi itibariyle çıkarmıştır. Bu kanunla birlikte yabancıların Türkiye’ye girişi, ülke sınırları içerisinde kalışı ve ülkeden çıkışları konusundaki işlerin ve işlemlerin göç politikalarının belirlenmesi hususundaki çalışmalar da içerisinde olmak üzere, tek bir elden yürütülmesine olanak sağlayacak biçimde iç işleri bakanlığı bünyesinde Göç İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur. İlgili kanunun, ikamet izinlerinin verilmesi, düzensiz göçmenlerin idari gözetimlerinin sağlanması ve sınır dışı edilmeleri ile birlikte uluslararası koruma sistemine dair maddeleri Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İdarenin etkinliğinin arttırılmasını sağlayan bu yapılanmanın yanında, başta Türkiye sınırlarının elektronik ve termal cihazlarla donatılması işlemi olmak üzere, göçmen kabul ve geri gönderme merkezlerinin kapasitesinin arttırılması, sınır güvenliğinin yükseltilmesi, sınır güvenliğinden sorumlu olan birimlerin birleştirilmesi ya da daha etkin hale getirilmesine dair çalışmalar yapılmaya devam etmektedir. Bunun yanında ekonomik gücün ve siyasi istikrarın yükselmesine paralel olarak düzensiz göç için sadece geçiş ülkesi olmaktan çıkan Türkiye, düzensiz göçmenler için hedef ülke haline gelmiştir. Bu nedenle düzensiz göçle mücadele edebilmek için alınan önlemler başta sınır güvenliği ve göç yönetimi olmaktadır. Bunun yanında AB ile çizilen yol haritasında yer alan pek çok yükümlülük için ülkenin iç istikrarı, güvenliği ve huzuru açısından alınması gereken tedbirler bulunmaktadır.

Geri Kabul Anlaşmasıyla Vize Muafiyeti Süreci Neden İlişkilendirilmektedir?

AB’nin koşulluluk ilkesi çerçevesi içerisinde, komşu ülkeler açısından teşvik edici bir dış politika aracı olarak benimsemiş olduğu vize muafiyeti, Avrupa Birliğinin doğuya doğru genişlemekte olan sınırlarını düzensiz gerçekleşmekte olan göçe karşı koruyacak biçimde tasarlanmıştır. Bu bağlamda yakın coğrafyada bulunan ülkelerle geri kabul anlaşmaları imzalaması ile birlikte AB bu ülkelere vize kolaylığı ya da vize muafiyeti tanımayı ön koşul olarak sunmaktadır. Geri kabul anlaşmasının uygulamaya koyulmasının yanında yine AB tarafından koşulluluk politikası gereğince, belge güvenliğinden temel haklara, sınır denetiminden göç yönetimine kadar geniş bir yelpaze içerisinde atılacak adımlar sonucunda, ilgili ülkelerin vatandaşlarına önce vize kolaylığı sağlanmakta, sonrasında ise vize muafiyeti verilmektedir.

Vize Kolaylı ile Vize Muafiyeti Arasındaki Farklar Nelerdir?

AB’nin diğer ülkelerde yürütmüş olduğu ve hali hazırda yürütmeyi sürdürdüğü vize muafiyeti süreçleri izlenirse, geri kabul anlaşmasının bir koşulu olarak öncelikle vize kolaylığı sağladığı görülmektedir. Vize kolaylığı için yapılan anlaşmalar, Bona Fide olarak isimlendirilen iş adamları, sporcular, akademisyenler, sanatçılar ve benzeri kategorilerdeki kişilere uzun süreli olmak üzere, çok girişli vize verilmesini, vize için yapılmış olan tüm başvurular için konsoloslukların talep ettiği belge sayılarında azaltılmaya gidilmesini, bu uygulamaların standart hale getirilmesini, vize başvurusu sırasında alınan ücretlerin düşürülmesini ve vize başvuru sürecinin kısaltılmasını kapsamaktadır. AB sonraki aşamalarda ise ilgili ülkeyle vize muafiyeti diyaloglarını başlatmakta ve bu ülkelerin yapması için gerekli olan vize muafiyeti yol haritalarını hazırlamaktadır. Vize muafiyeti verilecek ülke için çizilen yol haritasındaki maddeler ilgili ülke tarafından yerine getirilmesiyle beraber bu ülkeye vize muafiyeti sağlanmaktadır. AB komisyonunun vize kolaylığı anlaşması imzaladığı ülkelerin hemen tamamıyla, bu anlaşmanın tümüyle yürürlüğe koyulmasının ardından 2 veya 3 yıl gibi süreler içerisinde vize muafiyetine geçiş yapıldığı görülmektedir. Türkiye özelinde ise durum farklı yönde ilerlemiş, önce geri kabul anlaşması ve vize kolaylığı anlaşmalarının imzalanması yerine doğrudan doğruya vize muafiyeti görüşmelerine geçilerek, geri kabul anlaşmasının vize muafiyetiyle ilişkilendirilmesi yolu tercih edilmiştir. Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse Balkan ülkeleri ve diğer vize muafiyeti sağlanan ülkeler, önce geri kabul anlaşmasını yürürlüğe koyup vize için diyaloğa girerken, Türkiye geri kabul anlaşmasıyla beraber işleme girecek olan vize muafiyeti uygulaması hususunda anlaşmaya varmıştır. Öte yandan Türkiye vize kolaylığının ülkelerle ikili temaslar neticesinde çözülmesinin daha uygun olacağı inancıyla bu hususta AB üyesi olan ülkelerle ikili protokoller imzalamıştır ve imzalamaktadır.

Vize Muafiyeti Yol Haritası

Vize muafiyeti için yol haritası, AB komisyonunun vize muafiyeti vermek üzere koşulluluk ilkesi çerçevesi içerisinde ilgili ülke ile başlatmış olduğu görüşmelere temel oluşturan belgeye denilmektedir. Yol haritalarında, göç ve sınır yönetimi, seyahat belgelerinin güvenliği, kamu düzeni ve kamu güvenliği ile ilgili temel haklar benzeri alanlarda AB’nin koymuş olduğu hükümlere uyum gösterme ve etkili uygulama yapılmasını içeren koşullar yer almaktadır. Bu yol haritası AB konseyinin bilgisi ve onaylaması doğrultusunda Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanarak ilgili ülkeye sunulmaktadır. Vize muafiyeti süreci içerisinde AB tarafı muafiyet sağlanacak ülkenin yol haritasında bulunan koşulları yerine getirip getirmediğini takip etmektedir. Bu süreç vize muafiyetinin tanınması açısından önem teşkil etmektedir.

AB Komisyonunun Türkiye İlettiği Yol Haritasında Yer Alan Hükümler Nelerdir?

Vize muafiyeti yol haritası esas itibariyle, göç yönetimi, seyahat belgelerinin güvenliği, kamu düzeni ve güvenliği ile birlikte temel haklar gibi yükümlülüklerin yanında geri kabul anlaşmasının düzenli bir şekilde uygulanması, vize serbestisi ile ilgili kuralları ve yükümlülükleri içermektedir. Buna dayanarak yol haritası içerisinde;

  • Göç yönetimi hususunda, sınırlarda yeterli kontrol ve denetimin sağlanması, uluslar arası koruma ve yabancılarla ilgili yapılan işlemlerde AB hükümlerine uyum sağlanarak, etkili uygulamaların gerçekleştirilmesi,
  • Seyahat belgelerinin güvenliği hususunda, pasaportların AB standartları çerçevesinde hazırlanması yani biyometrik pasaport hazırlanması, kimlik ve pasaportların güvenliğinin sağlanabilmesi,
  • Kamu düzeni ve güvenliği hususunda, terör ve yolsuzluklarla mücadele edilebilmesi, örgütlü suçlarla mücadele edilebilmesi ve bu suçların önlenebilmesi, bu bağlamda terörizm finansmanı, insan ticareti ve siber suçlara dair AB kurallarına uyum gösterilmesi, cezai huşularda adli iş birliği sağlanması, kişisel verilerin korumaya alınması,
  • Temel haklar hususunda, vatandaşlar arasında hiçbir ayrım yapılmaması, herkesin serbest seyahat hakkında faydalanabilmesi, mülteciler ve vatansız kişilerin kimlik belgelerine erişiminin sağlanması gibi yükümlülükler bulunmaktadır.

Yol haritasında bulunan yukarıdaki koşulların büyük bir bölümü Türkiye tarafından çıkarılan 6458 numaralı yabancılar ve uluslararası koruma kanunu çerçevesinde, ilgili mevzuatlarda yapılan son dönem düzenlemeleri ve iyileştirmeleriyle karşılanmış bulunmaktadır.

Açıklamalı Yol Haritası

Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanmış olan yol haritasında vize muafiyeti ve geri kabul anlaşması uygulamasıyla doğrudan ilişkisi olmayan ve Türkiye tarafınca kabulünün uygun görülmeyen bazı hususların tespit edilmesinden sonra, AB ile yürütülen müzakereler sonucunda Türkiye’nin çekince ve görüşlerinin yer aldığı Meşruhatlı bir yol haritası oluşturulmuştur. AB tarafı vize muafiyeti diyaloglarının Türkiye’nin talebi üzerine meşruhatlı yol haritası üzerinden yürütülmesini uygun bulmuştur. Bu yol haritasında yer alan belli başlı hususlar şöyledir;

  • Türkiye tarafı 1951 yılında imzaladığı Cenevre anlaşması uyarınca ülkesine gelecek olan göçmenleri mülteci olarak kabul etme noktasında coğrafi sınırlamayı kaldırmayı ancak AB’ye tam üyelik aşamasında değerlendirecektir.
  • Türkiye tarafı bir takım üçüncü ülkelere transit vizeyi de içermekte olan AB’nin vize politikasını AB’ye üye olduğunda kabul edecektir.
  • Türkiye, yol haritasında bulunan bazı uluslararası anlaşma, protokol ve sözleşmelerin sadece geri kabul anlaşması ve vize muafiyetinin doğru bir şekilde işlemesiyle direkt ilişkisi olanlara taraf olacaktır.
  • Geri kabul anlaşmasının uygulamasına dair Türkiye bütçesinde ortaya çıkacak olan önemli yüklerin giderilebilmesi için AB’nin mevcut mali yardım araçlarının dışında ek yardımlar verilmesi hususu AB tarafınca değerlendirmeye alınacaktır.

AB – Türkiye Vize Muafiyeti Sürecinin Aşamaları

AB ve Türkiye arasındaki vize muafiyeti süreci, Avrupa Birliği Konseyinin 21 Haziran 2012 tarihinde açıklamış olduğu sonuç kararları ile birlikte Avrupa Komisyonuna varılmak istenen hedefin Türk vatandaşlarına uygulanan Schengen vizesi uygulanmasının kaldırılması olan vize muafiyeti sürecinin başladığını bildirmesiyle beraber start almıştır. Aynı tarih itibariyle taraflar geri kabul anlaşması metninde mutabık olduklarını onaylamak üzere, bahsi geçen anlaşmayı parafe etmişlerdir. Sonraki aşamada ise Avrupa komisyonu tarafından vize muafiyeti yol haritası hazırlanmıştır. Fakat AB tarafından hazırlanmış olan yol haritasına konuyla ilgilisi olmayan bazı hususların eklenmiş olması ve Türkiye’nin çekincelerinden dolayı tekrar yapılan müzakereler neticesinde Meşruhatlı yol haritası hazırlanarak, vize diyaloglarının Meşruhatlı yol haritası üzerinden yürütülmesi karara bağlanmıştır. Bu uzlaşma neticesinde 16 Aralık 2013 tarihi itibariyle geri kabul anlaşması imzalanarak, AB ve Türkiye arasındaki vize muafiyeti diyaloğu resmen başlamıştır. Bu sürecin başarıyla tamamlanması durumunda Türkiye, ilgili Avrupa Birliği tüzüğünde vize serbestisine sahip olan ülkelerin yer aldığı pozitif listeye alınacaktır. Böylece Türk vatandaşları için Schengen bölgesine vizesiz seyahat mümkün hale gelecektir.

Türk Vatandaşlarının Ortaklık Hukuku Hakları Mevcutken Neden Vize Muafiyeti Süreci?

Türk vatandaşlarının AB – Türkiye ortaklık hukuku ve bu hukuk temeli içerisinde verilmiş olan Avrupa Birliği Adalet Divanının (ABAD) kararlarıyla, üye ülke mahkemeleri tarafından da onaylanmış olan bazı kazanılmış hakları mevcuttur. Ancak ortaklık hukuku yalnızca iş kurma ya da hizmet sunma serbestisinden yararlanmak isteyen veya AB ülkelerinde işçi olarak çalışma talebi bulunan Türk vatandaşlarının durumlarını düzenler. Bu açıdan standstill yani yeni kısıtlama getirme yasağı uyarınca ilgili haklar tüm Türk vatandaşlarına değil, sadece belirli kategoride bulunan Türk vatandaşları için söz konusudur. Ayrıca, ortalık hukuku içerisinde standstill kuralı uyarınca tüm AB’ye üye ülkelerde farklı kurallar uygulanmaktadır. Yani, AB üyesi bir ülke Katma protokolünü kabul ettiği tarih itibariyle vize uygulaması yapıyorsa, standstill vize muafiyeti bu ülke için bir anlam ifade etmeyecektir. Türkiye’nin yapmış olduğu tüm girişimlere rağmen ortaklık hukuku çerçevesi içerisinde ulusal mahkemeler ve ABAD tarafınca Türk vatandaşları lehine alınan kararlar, ilgili AB ülkelerinde etkili bir şekilde uygulamaya koyulamamış, emsal karar olarak değerlendirmeye alınmamıştır. Ek olarak ABAD görülen bir davada AB ülkelerine turizm amacıyla yapılan seyahatler de içerisinde olmak üzere hizmet alma serbestisinin, hizmet sunma serbestisiyle aynı kapsamda değerlendirilemeyeceğini hükme bağlamış bulunmaktadır. Bu karar uyarınca ortaklık ilişkisine dayanarak hizmet alma amacı ile AB ülkelerine seyahat eden Türk vatandaşlarına vize muafiyeti sağlanamayacağı ortaya konmuştur. Vize muafiyeti süreci Türk vatandaşlarının ortaklık hukuku ile kazanmış olduğu haklardan tamamen bağımsızdır. Bu süreç ortaklık hukukundan kazanılan hakların hayata geçirilmesi ve kullanılması noktasında herhangi bir engel teşkil etmemektedir. Bu durumda Türkiye’nin ortaklık hukukundan kaynaklanan haklar bağlamında herhangi bir kaybı olmayacağı geri kabul anlaşmasıyla açıkça düzenlenmiştir. Geri kabul anlaşmasında bulunan 18/2. Maddesinde anlaşmanın taraflarından birisinin topraklarında yasal olarak ikamet etmekte olan kişilerin hakları da dahil olmak üzere, Ankara anlaşması, ortaklık konseyi kararları ve ABAD’ın ilgili kararlarında tanınmış olan hak ve yükümlülüklere tam olarak saygı gösterileceği belirtilmektedir. Vize muafiyeti sürecinin başarıyla tamamlanması neticesinde sadece belirli kategorilerde bulunan Türk vatandaşları değil, tüm Türk vatandaşları İrlanda ve İngiltere haricindeki ülkelere üç aya kadar vizesiz seyahat edebilecektir.

Vize Muafiyetiyle Birlikte Türkiye’nin Daha Önce Başka Ülkelerle İmzaladığı Vizesiz Seyahat Anlaşmaları İptal Mi Olacak?

Türkiye vize diyaloğu süreci içerisinde temel olarak alacağı Meşruhatlı yol haritasında belirttiği üzere Avrupa Birliğinin vize politikalarına AB’ya tam üyeliğin gerçekleşmesinden sonra uyum sağlayacaktır. Yani Türkiye AB’ye tam üyeliği gerçekleşene kadar çeşitli ülkelerle imzaladığı ikili vizesiz seyahat anlaşmalarını muhafaza edebilecektir.

Schengen Ülkelerine Vizesiz Seyahat Ne Zaman Başlayacak?

AB ve Türkiye arasındaki imzalanan geri kabul anlaşmasında tarafların bir diğer ülkede veya ülkelerde bulunan üçüncü ülke vatandaşları olan düzensiz göçmenleri anlaşmada belirlenen şartlar çerçevesinde geri kabul protokolünün devreye girmesinden 3 yıl sonra geri almaya başlayacağı ön görülmüştür. Ancak bu tarihin öne çekilmesiyle beraber 1 Haziran 2016 tarihi itibariyle üçüncü ülke vatandaşlarının da geri iadesi işlemlerine başlanmıştır. Bu durum hem Türkiye üzerinden AB’ye kaçak giriş yapan düzensiz göçmenleri, hem de AB üzerinden Türkiye’ye kaçak giriş yapan düzensiz göçmenlerin iade edilmesi için geçerlidir. İmzalanan geri kabul anlaşması uyarınca vize muafiyeti sürecinin de 1 Haziranda tamamlanması ve bu tarihte vize muafiyeti sürecinin başlaması planlanmıştı, bu plana göre Türkiye’nin Avrupa Birliği Konsey tüzüğünde yapılacak değişiklikle birlikte vize uygulanacak ülkelerin yer aldığı negatif listeden çıkarılıp, vize muafiyetine sahip olan ülkelerin yer aldığı pozitif listeye dahil edilmesi gerekliydi. Konseyin Türkiye’ye vize serbestisi uygulayabilmesi için kararı nitelikli çoğunluk vereceğinden, tüzükte yapılacak bu değişiklik için tüm AB üyesi ülkelerin onayı gereklidir. Bu aşamada Türkiye’den istenen 72 maddenin yerine getirilmesi aşamasında yaşanan sıkıntılar ve Türkiye’nin 5 maddeyle ilişkili olarak değişikliğe gidemeyeceğini açıklamasıyla birlikte vize muafiyeti süreci belirsiz bir tarihe ertelenmiştir. Bununla beraber geri kabul anlaşmasının vize muafiyeti sürecine bağlı olması sebebiyle bu anlaşmada da sorunlar yaşanması ve geri kabul anlaşmasının askıya alınması gündeme gelmiştir. Türkiye kalan 5 maddeyi yerine getirir ise vize muafiyeti gerçekleşecektir. Bunun haricinde AB üyesi ülkeler vize muafiyetinde yol alınamayacağını açıkça belirmektedirler.

Schengen Alanında Olmayan Ülkelere Vizesiz Giriş Yapılabilecek Mi?

Türk vatandaşlarına vize serbestisi uygulamaya koyulduğunda, Schengen alanına dahil olan AB üyesi ülkelere vizesiz giriş hakkı Türk vatandaşları için serbest olacaktır. Henüz Schengen alanına dahil olmamalarına rağmen AB’nin vize politikasını uygulamak zorunda olmaları sebebiyle Bulgaristan, Romanya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Hırvatistan gibi ülkelere de vize muafiyetinin ardından Türk vatandaşları serbest giriş yapabileceklerdir. İrlanda ve İngiltere ise Schengen anlaşması bakımından sahip oldukları özel konum nedeniyle kendi vize politikalarını yürütmektedirler. Bu sebeple karşılıklı olarak vizesiz seyahat anlaşması imzalanmazsa İrlanda ve İngiltere’ye Türk vatandaşlarının vizesiz seyahat etmesi vize muafiyetinden sonra da mümkün olmayacaktır. Bu bağlamda bu iki ülkeyle Türkiye arasında geri kabul anlaşması da uygulanmayacaktır. Türkiye sadece Türk vatandaşlarına vizeyi kaldıran ülkelerden gelen düzensiz göçmen iadelerini değerlendirmekle yükümlüdür. Bu husus yapılan anlaşma metniyle de karara bağlanmıştır.

 

31 Ağustos 2016
666 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Düşüncelerinizi belirtin Bizlere yardımcı olun...